*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

27 Temmuz 2014 Pazar

duygu asena ve dip boyası gelmiş saçlarına üzülen kadınlar....


Güneşli bir ege günü…
Güneşli bir sahil günü…

Gökyüzünden hızla yere düşen yağmur taneleri misali
yollara dökülen bayram tatili arabaları…

Kendi halinde insanlar…
Kendi halinde milyonlar….

Ekranlara düşen son dakika haberleri…
Zihinlerden geçen men dakka dukka  repliklerinin  sığlığı…

Bayram öncesi pişirdikleri  tatlıların gevrek olup olmamasına takılan kadınlar…
Yalnızca baklavaların gevrekliğine takılan kadınlar…
Bir de dip boyası gelmiş saçlarına takılan kadınlar...

Çok yakın çevremde yaşanan  hastalıklar kazalar arasında geçen son iki ay…

Temmuzdan Ağustos’a giden günler…
Biten bir yaz daha…

İnternette televizyonda karşıma çıkan haberler, haberler, ölümler…

Düzce’de bir traktör kasasına  doluşan insanların üzerine düşen kayın ağacı…

Ölümler…Ölümler…Bedava ölümler…

Ne diyordu Albert Camus ;

“bir ülkenin
gelişmişlik düzeyini
anlamak için
insanların
nasıl öldüğüne
bakın…”

Güneşli bir ege gününün ardından hafif  rüzgarlı bir ege akşamı…
Artık ayakta kalmak için bile bizlere ihtiyaç duyan Coşkun Amcamın  , eniştem için taziye ziyareti ….

ve gecenin ilerleyen saatlerinde internette gezerken
piktobet.blogspotta karşıma çıkan duygu asena cümleleri…
aklıma takılan duygu asena cümleleri…

bundan yıllar önce (2006)  yine bir temmuz gününde aramızdan ayrılan duygu asena’nın hala eskimeyen şu cümleleri ;

“İnsanlar yaşamı kendilerine zehir etmeyi çok iyi bilirler.

Her an büyük yalanlar içinde yaşıyoruz, gerçek düşüncelerimizi asla söylemiyoruz; 
hepsi içimizde kalıp çöreklenerek oturuyor.

Alkol ve uyuşturucuyla farklı keyifler yaşamak isteyenler güçsüz, zayıf kişilikli insanlardır. Kişiliği oluşmuş birinin bu tür şeylere asla gereksinimi yoktur. 
Bunların verdiği keyifler geçici ve yanıltıcıdır.

(...)

Sevilmek, karşılık görmek, ilgilenilmek yaşamak kadar önemlidir kadınlar için. Bir erkeğin söylediği en basit, en sıradan, en anlamsız sözcük bile kadınların içinde büyür, büyür, olağanüstü anlamlar kazanır.

(...)

Delilik aptallıktan her zaman daha iyidir.

İnsanlar her devirde, her zaman, her koşulda aynı. 
Onlar çok aptal ve özünde vahşi. 
Hiçbir şey değişmeyecek, dünya hiçbir zaman bizim istediğimiz gibi olamayacak. 
İşte hala öldürmek alkışlanıyor, çözüm savaşta; 
işte hala ırkçılar şurada burada, içimizde, 
ayrı görüşteki insanlar birbirlerini yok etme peşinde.

(...)



Hepimiz öleceğimizi bile bile,
sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi, 
küçük küçük şeyleri büyütüp üzüleceğiz. 

Belki de insanlığın en ağır bunalımı,
bir gün öleceğini bilmek ve unutmuş gibi yaparak yaşamak...


                                                                              ******


Şu yukarıdaki cümlelerin sahibi Duygu Asena üzerine olumlu olumsuz sayfalarca yazabilir birileri…Saatlerce de konuşabilir…

Fakat tüm bunlar,  Asena'nın kendi kuşağında bir hayat devrimcisi olduğu gerçeğini değiştiremez benim için…

Savaşmanın sev(iş)meye tercih edildiği bir coğrafyada , 
kavganın uzlaşmaya ağır bastığı zamanlarda 
Duygu Asena yeni bir şeyi, insanca duyguları  yüreklice söylemiştir…

Bu bile, 
ömrü boyunca 
yalnızca 
altı yanan baklavalarına, 
dip boyası gelmiş saçlarına  
 üzülen kadınların 
ağır bastığı topraklar için 
devrimdir…


(murat örem / 27 temmuz 2014 / karaağaç / gömeç / balıkesir )







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder