*"107" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?

17 Mart 2018 Cumartesi

münir özkul ; herkesin hakiki sanatçısıydı ve hangi role bürünürse hakkıyla büyük isimdi...




-aziz nesin yıllar önce şöyle bir cümle kurup yine fincancı katırlarını ürkütmüştü ; "türkiye'de her 10 kişiden 11'i şairdir...." bu cümlede elbette bir kara mizah, eleştiri ve somut gerçeklik vardı...insanlarımızın okumadan yazmaya çok meyyal olan taraflarıyla ince kalın dalgasını geçiyordu türkçenin gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından olan aziz nesin...hakikaten  adına yanlış biçimde sosyal medya denilen alan yaygınlaştıkça herkes her konuda pek güzel ahkam keser oldu...daha da önemlisi her şey ama her şey ölümler de dahil tüketilen bir nesne oldu sosyal medyada...bu işin pek duracağı da yok... 

elbette yazmak kimsenin tekelinde değildir...ama yazmadan önce okumaktır işin amentüsü...bu yazıyı aylar önce yazmıştım,bu toz duman dağılsın, günlük gözyaşları bitsin, yazı daha sakin bir zamanda okunsun diye...vakit bu vakitmiş demek ki diye paylaşıyorum türk tiyatro tarihinin kilometre taşı olan aktörünü saygıyla saygıyla saygıyla anarak....-
                                                   
                                                  *****


dünya sinema sanatının büyük yönetmenlerinden Federico Fellini sinemayla ilgili çok önemli bir tespit yaparak; “iyi bir filmin kusurları olması gerekir, hayat gibi….insanlar gibi….”  gibi der….


fellini’nin bu cümlesinde çok önemli bir gerçeklik vardır; çünkü insan ruhu fıtratı ve özü itibariyle kusurlu bir canlıdır…eksiktir…tamamlanmayı beklemektedir…bir  insan yaşarken eksiklerini tamamlamaya çalıştıkça “kamil olma” yolunda ilerler…


dünyanın bütün sanat dalları aslında insanlığın  eksikli  olma duygusuyla mücadelesinin yansımasıdır….eksik olduğunu, ölümlü olduğunu , kainatta bir toz zerresi kadar yer kapladığını bilen “insan/lık”  ölümünden sonra da hatırlanmak ister…bütün çabası farkında olsun olmasın bu yöndedir…


sinemayı diğer sanat dalları arasında biraz daha öne çıkaran teknolojik gücüdür….bir film, basit korunma koşulları sağlandığında 100’lerce yıl bozulmadan kalabilir…zamana direnebilir…hele bugünün dijital teknolojisinde bu daha da kolay hale gelmiştir….sinemanın bir başka gücü de dünyanın her yerindeki  geniş kitlelere ulaşabilme avantajıdır…bir tiyatro oyununu her gece sahneye koysanız da izleyenlerin sayısını 100 binlere çıkarmanız için 10’larca yıl gerekir…oysa bir film yalnızca bir günde bile milyonlarca seyirciye ulaşabilir….


işte yılın başında aramızdan ayrılan çok büyük usta MÜNİR ÖZKUL’u da milyonlara tanıtan ,  ülkemizin bambaşka kuşaklarına gönülden sevdiren sinemanın bu tarifsiz gücüdür…


bir çok isim için Münir ÖZKUL öncelikle ve yalnızca  sinema sanatçısıdır…oysa ustanın arkasında onlarca yıla dayanan TİYATRO geçmişi vardır…Tiyatrocu mesleğinin başında sınırlı bir kitle tarafından bilinen Münir ÖZKUL’u milyonlarca insana sevdiren ve tanıtan sinemanın gücü olmuştur…hababam sınıfı’ndaki (kel)  mahmut hoca bugün 8 yaşından 80 yaşına dek uzanan her kuşak tarafından  defalarca izlenmiş ve çok sevilmiştir…özellikle ertem eğilmez yönetmenliğindeki filmlerle ve arzu film dönemindeki diğer çalışmalarla da hafızalara sevgiyle kazınmıştır münir ÖZKUL….


münir özkul’u efsane yapan etkenlerin en başında sanatçı kumaşının benzersiz yanı gelir…bir başka gerçek de şudur ki münir özkul’un canlandırdığı bütün karakterler sahici ve sahihtir…kusurları, eksikleri, sevinci, neşesi ve erdemleriyle  hayatın içindendir münir ÖZKUL’un canlandırdığı karakterler…idealize edilmiş, siyah ve beyaz gibi kesin çizgilerle ayrılmış karton karakterler değildir….üzüldüğünde ağlayan, sevindiğinde coşkuyla evlatlarına ve karısına sarılan, haksızlık karşısında dili dönüp aklı yettiğince kötünün karşısında duran insan modelidir bu roller…insanlığın içindeki iyi olma duygusuna hitap eden, bu duyguya harekete geçiren örnek rollerdir ama asla sahte roller değildir….


hababam sınıfındaki mahmut hoca karakteriyle “haşarı gamsız tembel ama iyiniyetli olan” öğrencilerini gerektikçe uyarır Münir ÖZKUL…Fakat bir taraftan da hepsini tek tek  gözetip sever…daha da önemlisi her seferinde onlara yaptıklarından sorumlu olduklarını hatırlatır, doğruyu gösterir…bunu da sıkıcı olmayan tavırlarla yapmayı yeğler…mahmut hoca karakterinin en önemli özelliklerinden biri de ödül ve ceza mekanizmasını çalıştırmasıdır….hababam sınıfı aslında türk edebiyatı’nın en büyük yazarlarından olan Rıfat ILGAZ’ın eseridir ve filmlerinin ünü kitabın çok daha önüne geçmiştir filmdeki her biri unutulmaz olan oyuncu kadrosuyla…



münir ÖZKUL’u sahnede ve sinemada  bütün bu rollerinin üstesinden getiren en önemli yanı eskilerin tabiriyle “Allah Vergisi yeteneğidir…” ama bununla durmamıştır büyük usta…hayatın içindeki bütün detayları yaşadığı sürece gözlemeye çalışmış, kendi hayatından da örnekler çıkarmış ve rollerini bu gerçekliğin üzerine inşa etmiştir…tüm bunlar olurken hayatın içinde elbette kusurları da olmuştur münir ÖZKUL’un….bütün faniler gibi o da hatalar yapmış, bazen bu hatalarında ısrar etmiş ama günü geldiğinde o hatalarını bile üstlendiği rolleriyle deneyime ve sanata dönüştürmüştür…


işte yazının başında değindiğimiz ünlü yönetmen federico fellini tam da bunu anlatmak istemiştir; “iyi bir filmin kusurları olması gerekir, hayat gibi….insanlar gibi….”  diyerek…münir ÖZKUL bir yanıyla muhteşem bir aktör olsa da, hayatın içinde  kusurlu bir insandır hepimiz gibi…canlandırdığı roller de böyledir…böyle olduğu için de herkes o rolleri izlerken kendinden bir şeyler bulmuş daha da yakın hissetmiştir izlediklerini….


münir ÖZKUL, 1925’te başlayan ömür maratonunda perdeyi kapattığında tarih 8 Ocak 2018’di….90’lı yaşlardaydı usta…ama ömrünün son yılları zihnen ve bedenen çok zor geçmişti…artık o yorgun yürek, büyük şair özdemir asaf’ın tabiriyle o yorgun “HALLAÇ” durdu….bütün faniler gibi münir Özkul da öldü…oğuz atay’ın babasına sorduğu gibi “ne yani babacığım ben de bir gün senin gibi ölecek miyim ?” diye sorsak da ölüm hepimiz için bir liman…ve ne der yine türkçenin en büyük şairlerinden yahya kemal BEYATLI ; ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi, / müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi...”


hep hatırlanacak işlere imza atan ve ölümünden sonra da tarifsiz emekleriyle anılacak olan büyük usta münir özkul’u saygıyla ve hürmetle anıyorum….

              (   murat örem / ocak 2018 / ankara ….)










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder