*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

12 Kasım 2015 Perşembe

" mutluluk insanı tatlı yapar. başarı ışıltılı. zorluklar güçlü. hüzün insanı insan yapar. yenilgi mütevazı. tanrı'ya asla 'neden ben?' diye sormayın. ne olacaksa zaten olur..." arthur ashee....



müzik, beş harfli…
müzik, yedi notalı…

dünya müzik tarihinin
en büyük isimlerinden, 
belki de birincisi;

ludwig van beethoven...

ve beethoven imzalı unutulmaz felsefi cümle ;

“ tanrı,
bazılarının kulaklarına fısıldar …
benimkine bağırdı…
onun için sağır oldum...”

tenis, iki raketli…
tenis, tek toplu…

tenis tarihinin en iyi tenisçilerinden biri;
arthur ashee…

daha 50 yaşındayken  ölüme giden arthur ashee’e sorulan soru;

tanrı neden ağır bir hastalık için seni seçti…”

ve efsane tenisçinin  unutulmaz cevabı;

"tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar,
5 milyonu tenis oynamayı öğrenir,
500 bini profesyonel tenisi öğrenir,
50 bini yarışmalara girer,
5 bini büyük turnuvalara erişir,
50'si wimbledon'a kadar gelir,
4'ü yarı finale,
2'si finale kalır....
ben defalarca birinci olurken
ve elimde şampiyonluk kupalarını  tutarken
tanrı'ya mutsuz biçimde
"neden ben?"
diye hiç sormadım…
ve bugün sancı çekerek ölüme giderken ,
tanrı'ya
"niye ben?" mi diyeceğimi sanıyorsunuz ?..
asla demeyeceğim…
o kadar nankör değilim...

mutluluk insanı tatlı yapar.
başarı ışıltılı.
zorluklar güçlü.
hüzün insanı insan yapar.
yenilgi mütevazı.
tanrı'ya asla 'neden ben?' diye sormayın.
ne olacaksa zaten olur..."

ne diyordu abdülkadir meriçboyu da unutulmaz şiirinde;

“başımıza gelen bütün bu şeyler
dünyada olmamaktan daha iyi…”

( murat örem / 12 kasım 2015 / ankara…) 


4 yorum:

  1. TAŞKIN ÖREM:Yaşarken,niye ben:demeden veya niye bende yok demeden yaşanması gerektiğini çok güzel anlatmışsın. Kalemine,belleğine sağlık.Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlar bazen geç aktif oluyor. Gecikme bundan. Sevgiler saygılar...murat örem

      Sil
  2. Murat Bey, yüreğinize sağlık…

    Ne tuhaftır ki insan için hayat, kesin olarak cevap verilemeyecek sorularla dolu… Kimiz biz? Nereden Geldik? Nereye gidiyoruz? Bunun gibi sorulara hiçbir kesin cevap bulamıyoruz; ancak yine de bir şekilde yaşayıp gidiyoruz…

    Bu temel sorulardan başka, bir de başa gelen istenmeyen bir olaydan, bir felaketten sonra sorulan ve yine tümüyle cevaplanamayan, sizin de bahsettiğiniz o soru var: Neden ben?

    Hiç kolay değil başa gelen kötü bir olayı kabullenerek yaşamaya devam etmek… Hele bir de ölümcül bir hastalıkla karşı karşıya iken “neden ben?” diye mutlaka soracaktır insan… Defalarca ve acı içinde…

    Kimi zaman bu soruya kısmen de olsa bir yanıt bulabilmek, başa gelen zor durumla mücadeleyi oldukça kolaylaştırıyor da… Örneğin zamansız bir şekilde kansere yakalanan ve öleceğini bilen bir insan, “Her kötülükte bir iyilik vardır” diye düşünebilir… Sonraki hayata inanıyorsa da, kendisini daha iyi günlerin beklediğine inandırıp acısına daha rahat katlanabilir; isyan etmeden “şimdiki hayat”a daha kolay veda edebilir…

    Ancak yazınızda bahsettiğiniz türde bir vedayı kabulleniş ise daha büyük bir “bilgelik” gerektiriyor… Yaşadığı “başarılı” hayatı “yaşanmış” olarak kabullenip gerisi için ümit etmeyi, başka şeyler istemeyi bırakmak ve buna isyan etmemek ya da nankörlük etmemek… Yaşadıklarıyla yetinmek, yaşayabileceklerini artık istememek!

    Ne büyük bilgeliktir böyle bir davranış! Peki ama bunu kimler yapabilir? Ya da herkes yapabilmeli mi? Ya da henüz yaşıyorken, yukarıdaki tenisçinin “zor” durumuna henüz düşmemişken, “bir parça şükür” ile elde etmiş olduklarımızın kıymetini bilip elde edemediklerimize hayıflanmadan mı yaşamalı? Yaşam denilen bu “hediyeyi” bir gün iade edeceğimizi hep bilerek şimdiki “an”ları daha iyi, daha dolu dolu mu değerlendirmeli? Henüz veda etmeyecekken dahi, hayata sık sık teşekkür mü etmeli?

    Böyle bir tavır da, büyük bir bilgelik gerektirmiyor mu? Ve kaleme aldığınız harika yazının son bölümlerini bir daha, bir daha okumayı…

    “Tanrı’ya bir daha asla ‘neden ben?’ diye sormayın.
    Ne olacaksa zaten olur…”

    “Başımıza gelen bütün bu şeyler
    dünyada olmamaktan daha iyi…”

    Saygı ve selamla…

    Kemal Atalay

    YanıtlaSil
  3. sevgili kemal atalay ;

    her bir yorumunuz dolu dolu zihin harcanmış uzun yazı formunda...
    gönül bu yorumları yayınlayıp paylaşmaktan çok ama çok memnun da
    size ait bir sayfada okumayı da tercih eder...:)))

    artık zamanı gelmedi mi...
    bir düşünün isterseniz...

    zihninize ve klavyenize bereket....

    murat örem...

    YanıtlaSil