*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

8 Şubat 2015 Pazar

gittim geldim…uzaklara , çok uzaklara…gittik geldik … uzaklara , çok uzaklara…




gittim geldim…
uzaklara ,
çok uzaklara…

gittik geldik …
uzaklara ,
çok uzaklara…

yolun başında uğradığımız
ana baba evinin  güvenli limanından sonra
iki haftalık  yolculukta son soluklanmayı
iki denizi olan şehirde yaptık…

kubbelerine, denizine, gemilerine, insanlarına
baktım baktım baktım
iki denizi olan azman kere azman şehrin…

aradan çeyrek asır geçse de
ömrümün
en genç
en üniversiteli
en delişmen yıllarını
aradım sokaklarında…
belki bulurum diye…

o iki denizli şehirde…
erhan dayımı yad ettim…

gençliğimi
toyluğumu
gözü dönmüşlüğümü
yad ettim…

kaldırımlarında yürüdüm…
kalamarını yedim , birasını içtim….
sahaflarında dolaştım…

dostlarımı dostlarımı dostlarımı
kardeşlerimi kardeşlerimi kardeşlerimi
gördüm; kucaklaştım…

gittim geldim…
ama geçmedi içimdeki
kafası kesik horoz misali şaşkın ve kahırlı halimin alevi…

gittim geldim…
ama geçmedi içimdeki
onca yılın cehaletini taçlandıran şuursuzluğa olan  nefretim…

ve
giderken de gelirken de
zihnimde
hep şu güzelim dizeleri dolandı durdu
süreyya berfe’nin….

okuyun aşağıda isterim siz de…

çünkü daha gidecek çok yolumuz var…

büyüdükçe daha da anlamasını beklediğimiz
çocuklarımıza olan yaşamak borcumuz  var…

kadir kıymet bilmeyen çoğunluktakilerin
utançlarını yüzlerine söyleyeceğimiz  günlerin umudu var…

hayatımızın brütüslerinin
oğul baba evlat olarak yüzlerine çarpa çarpa soracağımız
“sen de mi  ?” lerin
sakin sakin yazılıp sorulacağı okkalı  zamanların ahı  var…

olacak…
olmalı….

 ( murat örem / 08 şubat 2015 / ankara…)
 
-fotoğraf / baba murat örem –oğul umur örsan örem / 1996-97 ?/ankara-

                                                           *****
Gidilir gelinir.
Belki sağsalim dönülür, hepsi o kadar.
Günler geceler çabuk geçer.
Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey...
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar.
Gidilir herhalde gelinir.
Bütün gün denize bakmak kadar.
Belki ayvalar çürür.
Birşeyler kurur, atılır.
Nedir ki uzakta olmak
Ardahan'da boş duran bir ev
Hiçbir zaman suyu olmayacak bir kuyu
Unutulur, kalır. Hepsi o kadar.
O kadar anlayabilmek
O kadar acemi
O kadar toy
O kadar ilk
O kadar yeni
Ey uğursuz yolculuklar
Ey yıldızsız samanyolu
Bir daha hiç olmayacaksınız.
Çünkü yarım ve yaralı kalan
Bir akşam, yemin etmiyorum ama
En az günlerce, günlerce kanar.
Gidilir, gelinse de gidildiği gibi değildir.
Hepsi o kadar.
                                                           Süreyya BERFE


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder