*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

20 Şubat 2015 Cuma

aptallık , kötülük ve cehalet iğne deliğinden geçecek kadar sinsi ve organizedir....




babamın annemin evinde kitaplar vardı…
babam da annem de kitapları da hala var…

teyzemin  eniştemin evinde kitaplar vardı…
teyzem ve kitapları var ama eniştem yok…

dedemin babaannemin evinde kitaplar vardı…
dedem de babaannem de kitapları da yok…

anneannemin dedemin evinde kitaplar vardı…
anneannem de dedem de kitapları da yok…

büyük amcamın yengemin evinde kitaplar vardı…
büyük amcam da yengem de kitapları da hala var….

nezahat halamın erhan dayımın evinde kitaplar vardı…
nezahat halam da erhan dayım da kitapları da yok….

ben kitapları olan bir evde büyüdüm…

çocuklarım
hem kitapları ,
hem kitaplıkları ,
hem kütüphanesi  olan evde büyüdü…

ben hala varım…
kitaplarım hala var…
çocuklarım hala var…

yazılarımı okuyanlar bilir…
ömrü boyunca bu toplumla en çok didişen isimlerden olsa da
bu toplum kadri kıymetini hiiiiççç bilmese de
aziz nesin’i ayrı severim, sevdim…

ama bertrand russell’i de çok önemsedim…

erhan dayım’ın,  ölümünden sonra kimbilir kimlerin talan ettiği evinde , üniversite yıllarında okuduğum kitapları  arasında bertrand russel hep ayrı yerde durmuştu…

garip biçimde bertrand russel’le aziz nesin’i bir tutmuştu genç zihnim…

ikisi de köşeli mi köşeli cümleler kuruyordu…
ikisi de lafı dolandırmıyordu…
ikisi de akıl diyordu, insan diyordu, cehalet diyordu….

birinin ömrü , cehaleti baştacı yapan ve  ortadoğululuğu tersinden anlayan  toplumda mahallenin delisi olma pahasına gözünü budaktan esirgemeden bedel ödeye ödeye geçmişti …

diğeri dünyanın biraz daha az  ortadoğulu olan coğrafyasında nisbeten fiziken daha rahat yaşamıştı ama ruhen ikisi de aynı ızdırabı çekmişlerdi ömürleri boyunca….

ikisi de
aptallık kötülük ve cehaletin
iğne deliğinden geçecek kadar
sinsi ve organize olduğunu biliyordu…

ikisi de
kötülüğün ve cehaletin
her zaman
daha organize olduğundan emindi…

buna rağmen pes etmediler…
buna rağmen yenilmediler…
yenildiler ama yenilmediler…

ömürleri boyunca ;
çoğunluğun ,
 azınlığın azınlığının ırzına nasıl geçtiğini
onlarca kere yaşasalar da
azınlıkta kalmayı yeğlediler…

ben bu yüzden  ayrı tutarım bertrand russell’i de…
bu gece , bir cuma akşamında kendime kızdım…
şu blogda iki yıl boyunca 300 küsur yazı yazıp da
bir bertrand russel  yazısı nasıl yazmazsın murat …”
diye diye…

akıldan,  insandan, hukuktan, mantıktan, adaletten , demokrasiden ışık hızıyla uzaklaşmayı matah sanan ;  cahil kere cahil , fikirsiz kere fikirsiz, ahlaksız kere ahlaksız, kötü kere kötü bir dünyanın  okumayı ve düşünmeyi bilen  talihsiz  vatandaşlarından biri  olarak bertrand russel’in aşağıdaki cümlelerini okurken ne hissedeceğiniz de ufkunuza kalsın ….


"insanlar bilgisiz doğar, aptal değil, eğitilerek aptal olurlar..."


''bugünün bilgilerini dünün sistemlerini kullanarak öğretirsek, çocuklarımızın yarınını ellerinden almış oluruz.''


"dünyanın sorunu şudur ki ;  akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."


''insanlığın iki tür ahlâkı vardır: biri, sözünü edip uygulamadığımız, diğeri de uygulayıp sözünü etmediğimiz.''


"üç tutku, basit fakat ezici derecede kuvvetle hayatımı ellerinde tutmuştur; sevgiye olan özlemim, bilgiyi araştırma merakım ve insanlığın çektiği acı için duyduğum tanımlanmayacak kadar büyük bir merhamet.''


"akılsızca bir şeyi milyonlarca kişi söylese de o şey yine akılsızcadır."


"yalnızca günahları olanların tanrıları vardır."


"mutluluğun sırrı, dünyanın korkunç bir yer olduğu gerçeğiyle yüzleşmektir."


( murat örem / 20 şubat 2015 / ankara…) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder