*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

21 Eylül 2014 Pazar

yaz şımarık bir kardeşse , kış ana babasının olmayan parası bitmesin diye pazar yerindeki tezgahtan dahi yeni bir gömlek aldırmayan oğuldur…




yaz bitti…
ömürden çalsa da
çok şükür ki ,
bir yaz daha bitti…

geçen zaman içinde taraflar  çoktan yol ayrımına gelmiş
ve aslında bunu defalarca birbirine hissettirmişken
anlamaza yatıp yine de
“bir kere daha deneyelim füsun…”
“asla aynı yanlışları yapmayacağım erdal…” cümlelerini,
leblebi yer gibi kuran  arsız sevgililer misali ,
tekrar tekrar sıcağıyla , güneşiyle , susuzluğuyla 
habire abansa da üzerimize haziran temmuz ağustos ;
çok şükür ki 
yaz bitti…

bir daha söyleyelim ,
çok şükür ki yaz bitti….

aylardır evlerinden uzak kalan
ve çok ama çok yazık ki,  her akşam okeye döne döne
beyinleri kireçleşen yazlıkçıların evlerine dönme zamanı artık…

yazlıktaki evlerine gelip giden torun torbanın 
ve onların arkadaşlarının gamsızlığını parmağına dolarken
kaşlarını çata çata günlerini geçiren babaannelerin dedelerin  anneannelerin
saat tiktaklarını yeniden arkadaş edinmelerinin  zamanı artık



bence 
yaz,   hoppa bir sevgiliyse
kış,  güngörmüş bir hayat arkadaşıdır…

yaz,  şımarık bir kardeşse ,
kış, lise ergenliği günlerinde bile
ana babasının olmayan parası bitmesin diye
pazar yerindeki tezgahtan  dahi
yeni bir gömlek aldırmayan  oğuldur…


yaz, güneşin  yaldız puantiyeli  abartılı ışıklarıysa
kış,  esas  yüzünü saklamayan bulutların samimiyetidir …

yaz, salak yazlıkçılarsa ,
okey tavla futbol izleme  arkadaşlarıysa
kış, gazetelerin, kitapların , düşünmenin zamanıdır…


yaz, yalancı şuh kahkahaların  efendisiyse
kış, özden akan gözyaşı zamanlarının sessiz dostudur…


yaz, cıbıl cıbıl salınan et pazarları , memelerse, çiğ dişilikse  
kış, elindeki malayla bir medeniyet duvarı  daha örmeye çalışan
evine ekmek götürmek için kıçından ter damlayan  erkek ustadır…

ve kimse kusura bakmasın
ben kışın asık yüzünü, bıçak gibi soğunu, eşşek gibi titretmesini
yazın şımarık çiğliğine, kıyıdan kıyıdan yaşa(yama)masına
bin kere tercih ederim…

içinizden,yukarıdaki yaz günü fotoğrafıma bakıp
“kışı övüp , yaz günü fotoğrafı koymak
bu ne perhiz bu ne lahana turşusu olmuyor mu …”
diyenleriniz varsa onlara da cevabım şu olsun ;

“insan bazen yazın en sıcağında bile
narlı kış günlerini düşünerek 
sakinliğini ve umudunu koruyabilir…” 
di...

kalın kışlıcakla….

( murat örem / 20-21 eylül 2014 / ankara…)
 fotoğraf / murat örem / narlı yaz günü / 2014 /

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder