*"107" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?
murat örem...

24 Aralık 2017 Pazar

ankara devlet tiyatrosu sahneleri /// iki genç çok program yaptık karşılıklı...sonra o büyüdü "sanatçı" oldu...ben de 50 yaşımda "murat örem" kaldım :)



takvim bu sene de ekim ayını göstermiş,  ankara devlet tiyatrosu perdelerini açmış ve yaklaşık 2 buçuk ayda  11 ayrı oyuna gitmişiz  nurdilek’le…




ankaranın  hiçbir sahnesi yabancım değil...hilafsız yüzlerce oyuna gittim…yanımda da sevdiğim birileri olsun istedim oyunları izlerken…özellikle son 10 yıldır internetten bilet almanın da tadına  varınca eşe dosta da çok bilet aldım…istisnai durumlarda tek başına da  oyuna gittim, üniversite yıllarımdaki seyirciliğimi yad ede ede… 


çünkü bazen yalnız olmanın da vahşi bir tadı vardır  ömürde...





sahnedeki onlarca ismi  tanırım…çok isimle çay kahve içmişliğim, iki lokma yemişliğim, emeklerini övmüşlüğüm vardır…zaman zaman ukala ve kıdemli seyirci kontenjanından akıl vermişliğim, sert eleştiriler yöneltmişliğim bile vakidir...ya kibarlıklarından dinlerler beni ya da dinler görünüp arkamdan iki kelam ederler…o kadarını bilemem :))) ama birçoğunun,  emek emek ne çok şey kattığına şahidimdir sahneye ve hayata…istanbul'daki öğrencilik yıllarımda aktör dayım erhan dilligil üzerinden tanıdığım isimler de bir başkaydı...efsanelerdi....yazdım bu isimleri de defalarca...meraklısı buradaki eski yazılardan bulabilir...



sahnedeki şimdiki isimleri de  yazıp anlatma sözüm olsun size…ama bu yazıda ankara devlet tiyatrosu sahnelerini anlatayım ilmek ilmek….çünkü ankara’da da her bir sahneyle ilgili ayrı ayrı kurduğum duygusal bağım   var…



cüneyt gökçer sahnesi…

ne zaman gitmek hasıl olsa,  direksiyonun başına otururken gözümde büyüdü o konutkent yolu…hele iş çıkışı saatlerinde…ama her seferinde "iyi ki gelmişim/z"  dedim çıkarken…tıpkı bir bayram ziyaretine gitmemek için bin takla attığınız ama bir şekilde gittikten sonra iyi ki gitmişim dediğiniz, mürekkep yalamış,  hakkıyla bilgili ama biraz snop bir akrabayı hatırlatır bana cüneyt gökçer sahnesi pırıl pırıl, bakımlı ve mesafeli haliyle…sahnesindeki derinlik ve teknoloji, kalabalık kadrolu oyunların yuvası oldu son yıllarda…bu sahne derinliği ve teknoloji olur olmaz mikrofon kullanma modası başlatınca hakkıyla iğreti :))) oldum  ama genellikle hakkını verdi yönetmenler cüneyt gökçer sahnesinin…sayıları az olsa da, ortaokul müsamereleri de izletenler çıktı aralarından… hani okumuş yazmış iyi paralar kazanan bir akraba, her ailede biraz anlamsız bir övünme meselesi yaratır ya bizim kültürümüzde; cüneyt gökçer sahnesi de ailenin ele güne gerine gerine sözünü edebileceği uzaktaki amcasıdır ankara devlet tiyatrosunun…ve gerçekten ona güvenebilirsiniz çok yakınlık görmeseniz, göstermeseniz de….bu anlattıklarım aktör cüneyt gökçer’in ustalığından bağımsızdır elbette…böyle bir sahneye cüneyt gökçer adı verilmesi bir kadirbilirliktir…






küçük tiyatro
ulus’taki küçük tiyatro, güngörmüş bir ak saçlı annedir teyzedir haladır büyük annedir…daha kapısından girerken sarıp sarmalar sizi… ahmet erhan’ın “anne ben geldim / ağdaki balık bardaktaki su kadar umarsızım / dizlerin duruyor mu başımı koyacak / oğlun hayırsızın…” şiirindeki gibi  koyabilirsiniz başınızı küçük sahnenin fuayesine, sahnesine hatta kapı eşiklerine bile…cumhuriyetin ışığı vardır küçük sahnede…küt diye çok erken ölen mimar kemalettin’in güzelim emekleri vardır….orhan veli kanık’ın, ahmet hamdi tanpınar’ın kelimeleri asılıdır evkaf apartmanı günlerinden küçük sahnenin üzerinde…yılların yorgunluğu küskünlüğü bile ayrı asaletle durur küçük sahnenin üzerinde…bundan çeyrek asır önce ; küçük sahne üzerinde kara bulutlar dolanırken ve küçük sahnenin yıkılmasına ramak kalmışken bir genç adam kapı kapı dolaşırdı “küçük tiyatro yaşamalı…yaşayacak…yıkılmayacak…küçük tiyatroyu  asla  yıktırmayacağız” diye…iki genç adam mikrofonun başında karşılıklı program yaptık onunla da radyo anki stüdyolarında defalarca…çinlilerin “taşı delen suyun gücü değil damlaların sürekliliğidir" sözü misali kurtardık (!)  küçük tiyatroyu yıkıcıların elinden….kurtardık demem sözün gelişi…benimki, bizimki  bu ulvi çabada denizde damla misaliydi…esas emek, o ürkütücü zamanlarda kapı kapı gezen sesini çıkaran genç adamındı…aradan yıllar geçti…o genç adam büyüdü ahmet mümtaz taylan oldu…hakiki bir aktördü o zamanlarda da…ben de büyüdüm 50 yaşına geldim…murat örem kaldım :))) buradan selam olsun ahmet mümtaz taylan’a da…







 oda tiyatrosu
dedik ya her zaman başınızı koyacağınız bir ana kucağıdır küçük sahne…oda tiyatrosu da o kucağın kapı komşusudur…hani annenizi veya elini öpmek için ziyarete gittiğiniz teyzenizi halanızı babaannenizi  evde bulamadığınızda bir iki saniye durduktan sonra hemen komşu teyzenin ziline yürütür ya adımlar sizi…işte tam da budur oda tiyatrosu…kapısını rahatlıkla çalacağınız, elini öpeceğiniz, daha yeni pişirilmiş havuçlu pırasa yemeği kokan yeleğine burnunuzu bastırıp geçip giden yıllara dair hıçkıra hıçkıra ağlayabileceğiniz komşu teyzedir…titreyen ellerle sarılmış sigara böreklerini nasıl çekinmeden yerdiniz o komşu teyzede hatırlayın….orasıdır işte oda tiyatrosu…biraz açık demlenmiş limonlu çayını içerken, içinize içinize akan gözyaşlarınızdır o komşu teyze…tam orasıdır işte oda tiyatrosu…





büyük tiyatro
büyük tiyatro’da kendinizi biraz küçük ve yalnız ama çok güvende hissedersiniz..adeta bütün sahnelerin babasıdır büyük tiyatro...bu yüzden öyle her söze karışmaz, evin içindeki küçük didişmelere bakmaz bile…babalar da son ana kadar duymaz bilmez karışmazlar ya…aslında hakiki bir baba öyle bir duyar bilir ve gözlem yapar ki...karışmaması bile karışmaktır, yol göstermektir anlamak isteyene…yılların haklı kibri vardır büyük tiyatroda….ne isimler ağırlamıştır orada…ne büyük ve kurucu isimler…reisi cumhur gazi hazretleri mustafa kemal atatürk’ün locası hala onu anar onu bekler...ikinci adam olmayı hiç mesele yapmayacak kadar kendisiyle barışık bir başka isim olan ismet İnönü de çok ziyaret etmiştir büyük tiyatroyu…




akün sahnesi
akün sahnesine ne zaman adım atsanız bir başka letafet sarar sizi…

cumhuriyetin batıya dönen kültür yüzüdür adeta akün…evet, eski bir sinemadan bozma bir sahnedir akün…ben de bilirim o günleri…ama hakkıyla elden geçmiş ve güzelim bir sahne olmuştur…şık ve ışıklı fuayesinde içtiğiniz karton bardaktaki kahve biraz abartılı fiyatlı ve eh iştedir ama ayrı bir rayihası vardır…akün sahnesinde ne zaman bir oyun izleseniz aklınız fikriniz gönlünüzün pusulası, tiyatronun büyük ustalarını anar saygıyla....





şinasi sahnesi
şinasi sahnesi akün’le sırt sırta ağırlar yıllardır seyircisini…ne kadar elden geçse de bir yorgunluğu vardır şinasi sahnesinin…zamanında çok şey görüp geçirmiş olsa da artık bir orta halli mahalleye taşınmış emekli üniverite hocası gibidir orası…anlatmaya başladığında ağzına baktırır ama pek de tadı yoktur artık…dinlemek isteyenleri bile azalmıştır yeni çağla ne yazık ki sanki….






yeni sahne
bir de gözümüzün önünde ölüp giden aile büyükleri vardır ankara devlet tiyatrosunun…sakarya’daki yeni sahne inleye inleye can verirken kimseler dönüp bakmamış, dönüp bakanları da kimse umursamamıştır…kaç kişi hatırlayıp yeni sahneyi, önünden geçerken “merhaba ankara devlet tiyatroları merhaba..” der ki bugün…sevgili erhan dilligil dayım  ölene kadar  oysa ne güzel söylerdi, istanbul harbiye muhsin ertuğrul sahnesine her adımını attığında  “merhaba şehir tiyatroları merhaba…” diye...





yazının burasında duruyorum...
çünkü ölümün olduğu yerde hüzün vardır...
yeni sahne benim en hüzünlü anılarımdandır...
yıkılması da dahil !!!! 


erhan dilligil dayım benim en hüzünlü anılarımdandır...
57 yaşında kalp krizinden küt diye ölüvermesi dahil....


yine de umutla bitirelim bu yazıyı...
merhaba ankara devlet tiyatrosu merhaba !!!

          
        ( murat örem / 24 aralık 2017 / ankara...        
                                             
                                                *****
    
    müzik / ilhan irem / sanatçılara benzer göklerdeki yıldızlar.... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder