*"107" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?

26 Ağustos 2017 Cumartesi

şoför yolcuyu en yakın durakta unutuyor...yolcu şoförün sesine bile kızgın, kırgın artık...yollar sokaklar yolcular ayrılınca; herkes kendine müslüman !!!




yılankavi yollardan 
saatlerdir  gidiyor   iri araç....


şoför dalgın....
şoför yorgun...
bıkkın da....


yolcunun da pek keyfi yok...
bin tane şey geçiyor akıllardan...


tekerlekler dönerken
yol bitmeye başlarken
kafasını kaşıyor şoför...
pembe ojelerini tırnaklıyor yolcu....


ikisi de bilmiyor daha 
yıllar yıllar boyunca 
çok uzun yolları aşacaklarını...  


ve günün birinde 
şoförün de yolcunun da 
"aks"   kıracağını :)))


saatlerdir upuzun yol gelmişler...



yağmurların bulutların arasından
geçe geçe kilometreleri 
yara yara suları  


güneşli yerlere varmışlar...


bir şeyler eksik...
zaman sınırlı...
ömür belirli...
meseleler çok....


yaratmak istersen
meseleler gani gani....


isterse insan
köpürmeyen deterjanları
içilmeyen ayranları
okunmayan kitapları 
deniz görmeyen odaları bile
mesele yapabilir :)) 


sessiz bir gürültüyle yol alıyor iri araç...
yol çalışmalarının zifti kokuyor etraf...


sonra birden zeytin ağaçları beliriyor...
iyot kokusu bastırıyor zift kokusunu...


gelmek üzereyiz diyor şoför...
umursayan bir umursamazlık içinde yolcu !!!


ve ani  hareketle düğmeyi çeviriyor ojeli parmaklar...
do do re re mi mi tuşlar doluyor piyanodan içeri...
altı  dakikalık muhteşem bir  resital bu...


şoför de yolcu da gülümsüyor artık
notalar düşerken kucaklarına...



güneşli bir cumartesi oluyor etraf...


ve o ses dolduruyor her yeri; 

"doğanın kanunudur herkes kendine benzer
gönüller değirmen bendine benzer
bazen yıldız olur erişilmez kendine
bazen de söndürülmüş kandile benzer...."



iki günün ardındaki dönüş yolunda
özdemir erdoğan dinleyelim mi yine diyor yolcu


hangi nehirdi ki o  diyor şoför,  yolcuya...
birden fazla yıkanılmayan...!!!



bir rüzgar yalıyor iri aracın içini...
adı rüzgar da, kendi kasırga....
ipil ipil gözyaşlarını
yağmura benzetiyor yolcunun
kalpsiz şoför :)))


aradan yıllar geçiyor...
aradan bin yıl geçiyor.... 


şoför yolcuyu en yakın durakta unutuyor...
yolcu şoförün sesine bile kızgın, kırgın artık...
yollar sokaklar yolcular ayrılınca 
herkes kendine müslüman oluveriyor !!!


ama yine de ; 
ne zaman özdemir erdoğan dinleyecek olsa
hep aynı fotoğraf çıkıyor karşısına şoförün; 
zeytin ağaçlarıyla dolu bir yol...
ojelerini tırnaklayan ince kalem parmaklar...
tomurcuklanmış gözaltları...

ve sigarasını sakince yakan bir şoförün 
hüzünlü hüzünlü gülümsemesi...

ve ne diyordu şair ; 

                     "o kadar uzun yol geldik ki seninle 
                       şimdi sen ayrı ben ayrı olan  yolu 
                                nasıl yürüyeceğiz...."

( murat örem / 26 ağustos 2017 / ankara ...) 

                         - alıntı şiir / birhan keskin-

                            eser / özdemir erdogan / herkes kendine benzer











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder