*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

3 Şubat 2017 Cuma

* düştümse eğer, size bakıp, sizin için kahırlanırken düştüm.../ şairin hatırlattığı...



yaşayanlar  iyi bilir…
saniyeler içinde olur her şey…
hatta saliseler….


bir anda
elinizin altından direksiyon kayar…
ayağınızın altından zemin kayar…
bir bakmışsınız ki  
ömrünüzün içinden
ömrünüzün  çok anı   kaymış…


bazen kilitlenen bir rottur her şeyin görünen sebebi…
bazen sinsi bir şubat ayazında  kaldırımda donan su…
bazen söylen/me/miş  , duyul/ma/muş kelimeler…


aniden  frene dokunduğunuzda
önce yol uzar gider saliseler içinde
sonra zaman süner de süner
ta ki  o sert mekanik sese kadar….
sanılanın aksine  metal  çatırdaması  çıkmaz
o talihsiz karşılaşmalarda…


daha tok ve yutan bir sestir
araç kazalarında  kulaklarda kalan….


çok  büyükse çarpışmanın şiddeti
ve hala aklınız başınızdaysa
o tok sesin ardından
toz bulutu kaplar her yeri.
zerrecikler  ayaklanır aracın içinde…


sonrası bilinen şeylerdir….
ya birileri çıkaracaktır sizi
ya kendiniz çıkacaksınızdır …
çıkamazsanız da bellidir olacaklar….


ayağınızın altından zemin kaydığında
geçmez hükmünüz bedeninize
elleriniz kollarınız sırtınız yüzünüz
ayrı ayrı çalışır beyninizin refleks kutusuyla…


önce bir yeriniz değer zemine
sonra diğer yerleriniz
hepsi  küt diye  olurken
aradan geçen zaman
saniyeler değil saliselerdir…


daha sakin bir sestir,  kulağınıza çalınan
araç kazalarına nispetle,  beden kazalarında duyulan…


düştüğünüz tüm vakitlerde
birbirinden bağımsız çalışan her yeriniz
korumak ister sizi refleksle…


siz akılla korumak istersiniz
bedeninizi belki ama
aklın yetmediği anlar da  vardır…
ipin ucu kaçmıştır aklın elinden çünkü ….


en umulanı,  düştüğün yerden yine kalkabilmektir
kırıksa bacağınız yapamazsınız bunu
kolunuz elleriniz ise,  bir ihtimal daha kolaydır…
sırtınızın üzerine düştüyseniz
kocaman bir örs gibi olur ciğeriniz…


başınız vurduysa bir yerlere
daha da şaşırtıcıdır hissettikleriniz…


sonrası  zamana kalır
hekimlik değilse durumunuz
yine zaman sağaltacaktır acıları…


kalabalıklar içinde hep yalnız da olsanız
yalnızlığın içinde hep kalabalık da kalsanız
düşmek de kalkmak  da  bir durum değişikliğidir


düşmenin de kalkmanın da bin türlü hali vardır…
yaşamanın ve ölmenin de olduğu gibi…


hayat  tam da böyle bir şeydir çünkü…
her şey ama her şey büyük bir döngüdür
ne düşen düştüğüyle kalır…
ne kalkan kalktığıyla….


büyük anne evlerindeki
sarkaçlı  eski saatler misali
pandül bir oraya iner
bir buraya çıkar.

ta ki o son salınıma dek…

         ( murat örem / 03 şubat 2017 / ankara….)
başlığa ilham veren dizeler;
“düştümse eğer  /  sana bakarken düştüm…”
                 cahit zarifoglu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder