*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

14 Ağustos 2016 Pazar

insan fil hafızasına sahipse anılar kömürlü lokomotif misali "çufçufçuf" diye diye uykuları böler, uyanık zamanları döver…



 50 yaşa  yalnızca  iki adım kalınca,

orta yaşlılığın da ortaları geçilir olunca

ne çok şey hatırlar oluyor insan…




yarım asra giden ömründe 

ne çok şey yaşamış oluyor…




hele  bir de doğuştan fil hafızasına  mahkum edilmişse

yılların anıları  kömürlü bir lokomotif misali

çuf çuf çuf diye diye uykuları bölüyor uyanık zamanları dövüyor…




iyi hatırladığım ilk büyük spor etkinliği 

1976 tarihli ve montreal / kanada etiketli…




8 yaşında bir çocuğum…



evimizde televizyon var…

şanslı azınlıktanız…




siyah beyaz ekranlı

tuşları çat çat çat diye sesler çıkaran

ve neredeyse okul çantası büyüklüğündeki

regülatörlü bir televizyon bu…

ve markası  grundig…




gel de anlat şimdiki zamanın bebelerine

siyah beyaz ekranlı ve çat çat tuşlu televizyonları

ve bir de tüm bunlar yetmiyormuş gibi

regülatörleri, yükselticileri , kocaman tel antenleri falan…




1976 montreal / kanada ' dan

herkesle birlikte bende de en çok kalan

elbette o küçük mucize kız çocuğu

onun birbirinden unutulmaz hareketleri ve ismi;

nadia comaneci…



kusursuz hareketleriyle tam puan alan comaneci daha 15 yaşında…




1980 moskova / sscb

soğuk savaş döneminin  tam içindeyiz…

başta abd olmak üzere onlarca ülkenin boykotu var…

sscb afganistanı işgal etmiş çünkü…

adı dünya organizasyonu  ama

kendisi sanki yalnızca doğu bloku seçmeleri

1980 moskova'nın…




1984  bu kez abd’de…

eh, boykot sırası bu sefer doğu bloku ülkelerinde…

başta sscb olmak üzere 10’un üzerinde ülke yok los angeles’te…




1988 seul / güney kore

naim süleymanoğlu zamanları ülkemizin…

arka arkaya gelen rekorlar ve altın madalyalar…

ve o günden bugüne dek gelen ve hiç eskimeyecek tartışma;

“devşirme sporcularla kazanılan başarı , hakiki başarı mıdır…”




yıl 1992…

barcelona / ispanya zamanları …

ispanya’nın yeniden dünya arenasındaki olumlu imaj dönemi…




1996 spor şenliğii  bir kez daha abd’de…

tarihteki adıyla atlanta




sonra sırasıyla

2000 sydney /avustralya…




yıl 2004 olduğunda

dünyanın spor şenliği  bir kez daha evinde…

atina / yunanistan…




2008 pekin/çin zamanları…


2012  londra / birleşik krallık




ve  şimdi de 2016 …

bu kez brezilya yollarında dünya sporcuları…

rio de jenairo….




bugün geriye dönüp baktığımda bir çok büyük spor şenliğinden, belleğimde tek bir anı bile kalmadığını hatırlamak hüzünlü…




bunun bir çok nedeni var…

aradan geçen yalnızca kırk yılda,

dünya o kadar büyük bir hızla değişti dönüştü ve hoyratlaştı ki…


insanlığın ortak hafızası ve ortak törenleri de payını aldı yaşanan sığlıklardan…




insanlık o kadar farklı bir koşturmacanın içine girdi ki…

dönüp bakmaz oldu kimseler büyük insanlık şölenlerine…




2020  buluşmasının şehri şimdiden belli…

tokyo/ japonyada yapılacak 2020 buluşması …




bir zamanlar ülkemizde de büyük bir çaba vardı

büyük spor şenliklerinin  türkiyede / anadoluda yapılması için…



epeyce de yol alınmıştı…
çok da yakışacaktı ama sonra bir yerlerde süreç durdu…




bu sefer   ekran karşısına geçip

2016 brezilya'dan 

tek bir kare bile  izlemedim neredeyse …




oysa her büyük spor şenliği  büyük de bir insanlık şölenidir…


ve insanlığın olduğu her şölenden

bir tutam da olsa tuz ekmek banabilmeli insan…




çünkü bugünü ıskalayarak 
hep anılara yaslanmanın da

gönlü yoran bir tarafı var…



( murat örem / 14 ağustos 2016 / ankara…)
         -fotoğraf / nadia comeneci/ 1976/montreal- 



 

2 yorum:

  1. Taşkın Örem:Olipiyat kronolojisi güzel olmuş.Bunları inanıyorum ki herhangi nota bakmadan zekana güvenerek yadın.Senin bu hafızana bayılıyorum.Birşey daha söyleteceğim.Spora bu kadar meraklı olan ben bile bu yıl ölimpiyatları toplam 30 dakika izlemedim.İkimizin de biribirimizden habersiz aynı davranışı göstermemiz de beni şaşırttı.Sevgiyle kucaklıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevgili baba;

      ben mutlulukla söyleyeyim ki;
      uzun yıllar boyunca

      gecenin bir yarısı muhammed ali'nin maçı var diye yatmadan önce saat kuran ve seni de kaldırayım mı oğlum diye her seferinde soran,

      kültür sokaktaki evimizin odasında küçücük bir çocukken habire bana trivelalı penaltılar atarak kaleciliğin tadına varmamı sağlayan,

      beşiktaşın ve milli takımın bütün spor dallarındaki maçlarında galibiyetlere sevinen, mağlubiyetlerde gönülden üzülen

      kendimi bildim bileli ülke ve dünyadaki bütün spor organizasyonlarını yakından takip eden

      bir zamanların efsaneleri olan eczacıbaşı ve büyükdere boronkay kız voleybol takımlarınının kupalardaki maçlarını bile kaçırmayan

      veli ballı, mehmet yurdadön ve mehmet terzilerin koşularını heyecanla izleyen

      seda müstecaplıoğlunu, ekrem özdamarı, semra aksuyu , oktay çimeni ve yüzlerce ismi daha bilen ve öğreten

      milliyet gazetesinin efsane olduğu zamanlardaki spor sayfasının bir okur olarak hakkını veren

      taşkın hocamın rahlei tedrisinden geçtim...

      izin ver de bu kadarını hatırlayayım :)))

      bu sene eskisi gibi izleyici olmamamıza gelince...
      inan bir çok insan aynı duygular içinde...

      bunun bir çok nedeni var...
      mesela, bütün spor dallarında teknolojinin bu kadar öne çıkması..

      mesela, saat farkının getirdiği kopukluk...

      mesela, daha özenli olması gereken yayın politikası....

      mesela , yıldız isimlerin bütün spor dallarında hızla azalması...

      mesela , dünyanın çok daha yorucu ve huzursuz bir yer olması gibi...

      oysa seninle izlediğimiz 1978 arjantin dünya kupası finalini hatırla...kültür sokaktaki evde bir akşam üzeriydi...maç öncesi sahaya konfetiler atılıyordu...ben susurluktaki günler süren büyük su kesintisinde üstüme düşeni yapmaya çalışıp ilkokulun bahçesinden bidonlarla su taşıyordum...

      müjgan hanım meyve getirip koymuştu önümüze maç öncesi...

      sen şimdi şu yayın renkli olsa atılan konfetileri rengarenk görsek demiştin...

      sonra yıllar geçti binlerce maç izledik renkli televizyonda...

      ama yayınlar renklenirken yıllar içinde, bütün dünyada hayat ve insanlık daha mı bir karardı ???

      öpüyorum ellerinizden..

      selam sevgi saygı...

      oğlunuz / murat....

      Sil