*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

15 Kasım 2014 Cumartesi

"bütün çiçekleri koparsalar da baharın gelmesini engelleyemezler..." pablo neruda....






kasım en çok  sonbahardır....
sonbahar mevsimlerin güzelidir...
en güzelidir...

benim işgüzar bir arkadaşım vardı ,
daha üniversite yıllarında  kendini ellili yaşlarda hisseden...  

"sonbaharda aşık olmak da zor, 
insan daha çok üşüyor sonbaharda"
dedikçe bana

" o zaman sen hep annenin evinde otur, 
lake dolaplarını, kırmızı halılarını  sev annenin, 
ne aşık ol ne de üşü..."  
derdim hınzırca ben de ona...

küt diye gittiğinde
bir arabanın direksiyonunda ölüme
otuzuna bile gelmemişti daha...

ve sonbahardı o zaman da....

o istanbul'da
ben ankara'daydım...

günler sonra duymuştum öldüğünü...

ve duyduğum gün,
şairin dediği gibi
zarfsız kuşlar 
veladdalin aminli 
dualar uçurmuştum 
hemen arkasından....

hınzır ve acılı
özlemli ve sevdalı
keşkeli ve iyi ki'li 
gözyaşları dökmüştüm....

kimseler bilmez....


yukarıdaki fotoğrafa bir kez daha
ve  iyice bakın...
bugün çekildi o fotoğraf...
arda , kahve fincanı ve anahtarlıkla  bir mizansen yaparak
elindeki telefonla  çekti o fotoğrafı...

fotoğrafa iyi baktığınızda
bu yazının da başlığı olan cümlelerin sahibi
neruda daha bir takılacak gözünüze....

neruda da sonbaharda ölenlerdendi...

büyük şairdi pablo neruda...

"aşk ne kadar kısa, unutmak ne kadar uzun.."   demişti...
"şairler nefret etmekten ve savaştan nefret eder"  demişti...

ömrü boyunca
güçlünün değil de haklı olanın yanında durmuştu
bedel öderim falan demeden...


insan adamdı neruda...
merak edenler il postino filmini bulup izleyebilir ,
neruda'nın da bir döneminin pek güzel anlatıldığı...

yukarıdaki fotoğraftaki neruda'ya iyi bakın...
bu fotoğraftaki neruda'nın taaa şililerden geldiğini söylemek isterim size...

eksik olmasın , sevgili mehmet öztürk vermişti bana bu anahtarlığı ;
"hocam , siz kıymetini iyi bilirsiniz" diyerek....

ben, bir çok şeyin kıymetini iyi bildim sevgili dostlar...
fakat, kıymet verdiklerimin önemli bir kısmı çoğunluğun kıymet verdikleriyle örtüşmedi...

nazım'ın otobiyografi şiirinde anlattığı gibi
çoğunluğun hissetikleriyle
hiç de ve iyi ki de yanyana gelmedi hissettiklerim...

sevmedim kalabalıkları
isterik kahkahalar atarken de
mekanik sloganlar bağırırken de
toplu ve sahte ibadet hezeyanlarına garkolurken de...

eli yüreğinde gezen bir abdal hep daha yakın oldu bana...

hakiki bir dizenin şairinin hakiki bir inananın
her daim  elini öpesim geldi de
çırağına, pirincin taşını, sütün suyunu kattıysan şimdi namaza gidebiliriz diyen
yoldaşına emek nutukları atarken borsadan okkalı hisseler kaldıran
şerefsizkereşerefsizzibidilere  kelimelerimle tükürdüm şu yaşıma dek...

hiç de pişman değilim...
ne mutlu ki
ne onur ki
hiç de pişman değilim...

son sözüm de dün akşam beni arayan kemal yemişen dostuma olsun;
"insan yalnızca mutsuzken yazmaz dostum...
insan kendikendine mutluyken de yazabilir..."

ne diyordu neruda şu aşağıdaki muhteşem şiirinde....
okuyun , bir daha okuyun, bir daha okuyun...

( murat örem / 15 kasım 2014 / ankara...)

                                                                       *****
Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, 
her gün aynı yoldan yürüyenler, 
yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, 
giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, 
tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, 

beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, 
gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, 

bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar,
hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, 

okumayanlar, 
müzik dinlemeyenler, 
gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, 

kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, 
ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, 
daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler,
bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, 
bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

kaçalım küçük küçük  ölümlerden,

çünkü yaşıyor olmak 
nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

çünkü ve yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına." 


- pablo neruda / ismail haydar aksoy...-

 




2 yorum:

  1. Sağolun Hocam, benim de adım geçmiş yazıda.

    Aşk, ağır ölüm, sonbahar derken Neruda bir de şöyle diyor...
    "Bütün çiçekleri kesip koparabilirsiniz ama ilkbaharın gelişini asla durduramazsınız."

    Yazın hocam, siz hep yazın lütfen. Pek çiçek bırakmasalar da meydanlarda, gelen bir ilkbaharla ortaya çıkıverir yazdıklarınız.

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Mehmet ;

      Hepimiz en iyi bildiğimiz işi yapmaya devam edeceğiz...
      Çiçekleri koparanlara inat fideler ekmeye düşünmeye ve yazmaya devam edeceğiz...
      Sizlerden hocalık hakkıma da sığınarak yalnızca şunu istiyorum;
      "düşünmeye düşünmeye düşünmeye devam , şartlar ne olursa olsun..."

      Hepinize sevgilerimle...
      murat örem

      Sil