*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

21 Kasım 2013 Perşembe

hangisi yiğitlik


               
               Gitmek mi zor kalmak mı zor…
Herkesin bir cevabı var, duruma göre farklılık gösterse de…
Sizin cevabınız hangisi olur ?

                Sıkışınca kaçmak, hoş bazen gitmek daha hayırlı olabilir, en azından yeniden doğmak için ölmek gibi…
                
             Mücadele değil midir hayat denen uzun yol; anne karnına düşmeyle başlayan dünyaya  gelebilmek ve  her şartta ayakta kalabilmekle var olmakla var etmekle devam eden amansız savaş …
             Yaşadığımız sürece birçok cephede savaşırcasına  mücadele ediyoruz; evde , işte, yurtta,trafikte; arkadaşla , eşle, çocukla, komşuyla vs vs vs…

Hep bir şeyleri başarmanın güçlüklerin üstesinden gelebilmenin çabasıdır bu…

Babanızla idealinizdeki mesleği seçmek için, annenizle evlenmek istediğiniz kişi için, arkadaşınızla incir kabuğu eşinizle sabun köpüğü meseleler için tartışırsınız.
İlla ki bir sonuç olacaktır, ama sizin istediğiniz değilse vay halinize ,vay başkalarının haline…

                Mecburiyetler çıkar önünüze kimi zaman ve der ki ; evet haklısın senin dediğin doğru ama budur gidilmesi gereken yol… Bineğiniz inatçı deveyle devam edeceksiniz yolun götüreceği yere….

              Kabullenmek kolay değildir, benliğiniz dürter sizi : görüyor musun senin dediğin olmadı,  sen yok sayıldın  öyleyse çek git başka diyarlara, hem daha kolay…  Hem ne biliyorsun daha renkli olacaktır hayat senin için

               Gerçekte ne kadar öyle…

              örnekleyelim;

              vatan savunmasını hatırlayın, yeterince kurşun yok, ekmek yok, asker denilip teslim olunsaydı kaybetmiş olmayacak mıydık?  En iyi ihtimalle yaşadığınız diyardan el ötesine sürülmüş olacaktınız. O zamanın imkansızlıklar, yoksunluklar kimse tarafından çaresizlik görülmediği için, pes edilmediği için, bugün buradayız ve  biz varız diyebiliyoruz.

              Bu defa geçmişten değil de daha güncelinden örnekleyelim..

             İlişkilere bakın mesela, etrafınızdaki herkesin birbiriyle , çocuklarıyla, eşiyle yaşadıklarına göz attığınızda gördüğünüz şey karmaşa, kaos,sabırsızlık,  tahammülsüzlük  olmuyor mu çoğu zaman?

              Eskilerde ölene kadar arkadaşız, dostuz, denirdi şimdi sabahtan akşama sürmüyor. Küçük bir anlaşmazlıkta kül gibi havada savrulup gidiyor ilişkiler.  Ne kadar güçlü olduğu iddia edilse de pamuk ipliğinden öteye geçmiyor aradaki bağlar. Kimse sürdürmek için yeterince uğraş vermiyor , gayret göstermiyor.  Göstermelik bir iki çabanın nihayetinde arkasını dönüp gitmek geçer yol olmuş…

              Öncelikle çok iyi arkadaş çok iyi dost olması beklenen eşler de,  esen küçücük rüzgarda yaprak gibi savruluyor…

              Daldan kopmamak, bağlı oldukları dalı, ağacı yaşatmak için hakkıyla mücadele ettikleri söylenebilir mi sizce?  İşin ehli koca koca psikologların, sosyologların tespitleri de bu… Kimse sıkıya gelmek istemiyor, zoru görünce bırakıp gitmeyi tercih ediyor.

               Nerede kaldı verilen sözler, iyi günde kötü günde, diye başlayan ve devam eden …

               Fastfood denilen hızlı yemek gibi tüket gitsin eskisi  gelsin yenisi değil ki..

             Yağmur yağınca ıslanmak, kar yağınca da üşümek normaldir ve hayatın pratiğinde vardır, hep yaz bahar olmaz ki!

Sevinç mutluluk gibi kırgınlık, dargınlık ta vardır her ilişkide, abartmamak kaydıyla…
Konuşup anlaşmak, anlamayı ,anlaşmayı gerçekten istemek yetmez mi zorlukları aşmaya.

          Yeter ki gönlü olsun insanın…

          Gönlü var mı deveyi gütmeye, ona bir bakmalı…

           Bütün çareler tükendikten sonra gidilecek diyar vardır haliyle…

          Yerine göre gitmek de bir yiğitliktir, ama asıl yiğitlik deveyi güdebilmekte..   

          Tekrar soralım kalıp deveyi gütmek mi yoksa diyardan  gitmek mi ?



       murat altunkaynak/ 21 kasım 2013/ ankara
       (foto: ima / istanbul 2013 / tünel girişi... kumruların izniyle )


       (murataltunkaynak@gmail.com)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder