*türkçe'nin yaşadığı "106" ayrı ülkeden günlük "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız...
*okurların, ülke / şehir dağılımını sağ alttaki küçük dünyayı tıklayarak görebilirsiniz...
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır...
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

7 Ocak 2013 Pazartesi

Haritada Kaybolan Biz miyiz Yoksa Hayatlarımız mı....





Yol bulmaya zamanı olmayanlar seçilmiş işaretlenmişleri takip etmek zorundadır. 


Bakılan yön neresi olursa olsun sizin tercihiniz değilse ne kıymeti olabilir ki! 


Size ait olması mühimdir elbette, gitmek size ait eylemse hedefi seçmek sorumluluğu da 

sizindir.

Öğrenim, iş, inanç, fikir seçimi bireyseldir.Bireysel seçimler  tümevarımla toplumu şekillendirir.

Fertlerin zihni ve fiziki donanımları ne kadar yeterliyse seçimler de o kadar geçerli ve temelli 

olacaktır.


Öğrenmek bilmeyi, bilmek özgüveni besler.   

Örneğin, bildik bir örnek ama olsun, araba sürmeyi ele alalım. 

Dört teker üstünde, tipi envai çeşitte arabayı kullanabilmek için önce aracı ne olduğu ne 

olamadığı öğrenilir. Sonra teknik olarak tanınır, onu yürüten yönlendirenin düzenekler bilinir. 

Edinilen bilgi doğrultusunda  eyleme geçilir. Yani araba direksiyonu tutan elin ait olduğu beyin 

tarafından yönlenerek yol almaya başlanır. Hareketler tekrarlanarak bilgi tecrübeye dönüştürülür. 

Acemilik döneminden sonra ehli sürücü olunur. 

Süreç üç aşağı beş yukarı böyledir.   


 Hayat da böyledir, farkı yoktur. 

 Dünyaya gelirken – ağlamak, yemek, vs. öğretilmiş bilgiler dışında – bomboş bir beyinle 

geliriz. 

İlk andan itibaren boşluk bilgiyle dolmaya başlar. 

Dışa ne kadar ilgi duyulursa o kadar çok bilgi akışı gerçekleşir. 

Görülen,duyulan, dokunula, tadılan  her şey bir veri olarak o sınırsız depoya aktarılır. 


Sizi siz yapan her şeydir bunlar. 

Çünkü herkesin algı, ilgi ve doğal olarak da bilgi düzeyi , yaşama ve yaşananlara karşı farkında 

oluşu aynı değildir.   

Dolayısıyla sevdikleri sevmedikleri, bildikleri bilmedikleri, inandığı inanmadığı şeyler görünüşte 

benziyor olsa da özünde tamamen ayrıdır. 

Ama genellikle böyle görmeyiz. 

Detaya inme zahmetine katlanamadığımızdan olsa gerek , aynı işte deyip kestirip atarız. 

Başkalarıyla aynı olduğumuz yanılgısıyla yolumuzu hedefimizi yüzde yüz kendimiz ve  kendimize göre belirleyemiyoruz. 

Kendi hayatımızın direksiyonunda biz oturuyor görünsek de aslında yaptığımız başka hayatların tekrarı oluyor. Başka seçimlerin yolunda gidiyoruz. 

Değişen zaman ve hız, belki bazen o da değişmiyor- gerisi aynı tekrar.   

Oysa kendi yolu kendi hedefi olmalı insanın.  

 Yolunu kendi çizmeli, zor olsa da kendi yolunu sürgit koşmalı..


Kaybolacaksa da kendi haritasında kaybolmalı.

murat altunkaynak  / ankara

(fotograf:  murat altunkaynak / sümela , trabzon, 2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder