*toplamda "105" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" tekil ziyaretin yapıldığı yedigünyazıları'ndasınız
*her cümle "5846" sayılı fikir ve sanat eserleri yasası korumasındadır
*
fotoğrafları "ekseriyetle" büyütebilirsiniz / murat örem...

18 Aralık 2012 Salı

Kısa bir mola


Bir kapıyı kapattığınızda ne hissedersiniz?
Ardınızda bıraktıklarınızı mı yoksa gözlerinizin önündekiler mi düşünürsünüz?
Geçmişte takılıp kalır mısınız yoksa ne getirirse getirsin geleceğe mi bakarsınız?

Herkesin cevabı farklı olabilir ve hatta kendinizin de farklı yaşlardaki cevabı da…
Açıkçası durağan sandığımız hayatımız farkında olmadan değişiyor, hem nasıl değişmesin bizi biz yapan hücrelerimiz bile altı ay öncekiden farklı, yenilenmiş yani.
Düşüncelerimize yardım ve yataklıktan suçlu beynimiz da dahil buna…

Kapılar, bir dünyadan ötekine hatta yaşamdan ebediyete geçerken dahi eşiğinden atlayacağımız kapılar…
Kapanırken de açılırken de hep bir bilinmezin tılsımlı anahtarı oluverir.
Mühim olan nasıl algıladığınızdır, nerede ve nasıl durduğunuzdur.
Bakışınız belirler yaşamınızın rotasını.
Tıpkı yolda gider gibi bazen çıkar bazen iner bazen de dümdüz gidersiniz, ama durmazsınız, hep yürürsünüz. Sapaklar çıkar kaşınıza hangisine döneceğinizi yine siz belirlersiniz.  

Her zaman böyle mi olur, olmaz elbette; hayat bu, onu size veren büyük irade bazen müdahale eder ve sizin ilk bakışta istemediğinizi oldurur. Hikmetinden sual olunmaz…

Her şeyiniz varken birden yok oluverir bazen de tersi. Para , şan şöhret, ev, araba ve sağlık.. hiçbir şeyiniz kalmayabilir, ama yıkılmamaktır asıl olan; hala nefes alıyorsanız hayat bitmemiştir daha. Mücadeleye devam edecek, inanıyorsanız “olanda hayır var” deyip, son nefesinize kadar kısa molalar da vererek  yürüyeceksiniz.

Bildik bir hikaye vardır yeri geldi anmadan geçmeyelim:
Afrika'da arkeologlar kayıp bir şehri aramaktadırlar.

Eşya ve yükleri, hayvanların ve yerlilerin yardımı ile taşıyarak uzun bir yolculuğa devam ederler. Tabiat şartları zordur, balta girmemiş ormanların içinde günlerce yol alırlar.

Bir gün yerlilerin bir kısmı aniden oldukları yerde kalırlar. Yükleri indirip ve ses çıkarmadan beklemeye başlarlar. Arkeologlar varmak istedikleri yere bir an önce gitmek isterken  bu duruşa bir anlam veremezler.
Yerlilere  bir an önce yola devam etmeleri gerektiğini söyleyerek, neden durduklarını öğrenmek isterler. Ama yerliler cevap vermezler ve suskunluk içinde bekler .

Bu anlaşılmaz durum için yerlilerin dilinden anlayan rehber,  şu açıklamayı yapar:
"Çok hızlı gidiyoruz. Ruhlarımız geride kalıyor."

Zorunlu kısa molaları atlamayın hoş karşılayın, uzak hedeflere varmak için dinlenmiş olursunuz…
Ve bir kapı bir yöne kapanırken başka bir yöne açılır, işte bu hayattır.

murat altunkaynak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder