*"107" ayrı ülkeden günlük ortalama "500" ziyaret !
*her cümle "5846" sayılı yasa korumasında !
*fotolar "ekseriyetle" büyütülebilir !
*sağ alttaki küçük dünya ?

3 Aralık 2012 Pazartesi

Alüminyum Sandoz Kutularından Tuzluk Yapan Türkiye'yi Özlemek...



       

      Nerede kaldı, tren ve otobüs  yolculuklarına çıkmadan önce yumurtalar patatesler haşlamak,  acıkınca alüminyum ilaç kutularından yapılmış yolculuk tuzluklarını kullanıp  iştahla yemek ve yandaki yolculara verirken anne babalar bu ikramdan mahcubiyet duymasın diye  “Çocuktur canı çeker”  demeyi de ihmal etmemek....

    Nerede kaldı, evde pişen yemekten, yapılan tatlıdan, içilecek çorbadan yanı başımızdaki  komşuya  vermek ve  bunu yaparken de ‘Gücü yeten var yetemeyen var ‘ diyerek akşam karanlığı bile olsa  tabağın üzerine beyaz örtüler koymayı hiç unutmamak....

     Nerede kaldı, doğumlar, düğünler, ölümlerde sevinçleri, acıları  paylaşırken telaş  içindeki aile büyüklerini  bir kenara çekip “Bize düşen ne  varsa seve seve yapalım, elimize yapışmaz”  demek...Gün gelip bize aynı soru yöneltildiğinde “Sağolun, bir iş olursa mutlaka sizden yardım isterim.” deyip yine de bütün zorlukları kimselere yük olmadan aşmaya çabalamak...

    Nerede kaldı,  büyük acılar, afetlerde yakın uzak akraba demeden dertleri hafifletmek için koştururken, “çocuklar bir kaç gün bizimle olsun , hepsine biz seve seve  anne babalık yaparız” demek ...

     Nerede kaldı,  uzun, soğuk kış gecelerinin patlamış mısırları, meyveleri    eşliğinde  örgüler ören annelerin, anneannelerin, babaannelerin yanındayken  babalar, dedeler , büyük dedelerle bulmacalar çözmek, tavlalar oynamak,  radyo tiyatrosu dinlemek....

    Nerede kaldı siyah beyaz televizyon karşısında  Kaptan Custoları, Beyaz Gölgeleri   pür dikkat  seyretmek ve vakti geldiğinde sobası yanmayan odalarda üç beş kardeş bir arada yatıp yorgun düşüp uyuyuvermek. Hele bir de ertesi gün tatilse bayram çocukları gibi  erkenden kalkıp çoktan  yakılmış  sobanın üzerinde kızaran ekmeklerin  başına geçip güle oynaya kahvaltı etmek...

       Nerede kaldı, uzadıkça güzelleşen yaz günlerinin akşamında  parklara  bahçelere  kaçıp tahta masalar, çivisi çıkmış sandalyeler üstünde otururken yırtılan şortların, pantolonların  kaygısını duymadan  annelerin  börek çöreklerini tadını çıkara çıkara yemek....Nerede kaldı çocuk haliyle  mutlaka kola ya da gazoz içmek isterken anne babanın gözüne bakmak...

     Nerede kaldı,  kalabalık sofralarda servis yapan annelerin en sona kendi çocuklarını bırakma ahlak ve hakkaniyetini  gözleyerek büyümek ve bu insanlık erdeminin hangi güzel  toplum geleneğinden geldiğini merak ede ede olgunlaşmak....

     Nerede kaldı, bayram sabahlarında annelerin, babaların elinden tutup, gidilmesi gereken yerleri ziyaret ederken ölüleri de dualarla, özlemle  hatırlayıp,  ölümün de hayat kadar burnumuzun dibinde olduğunu hiç ama hiç unutmamak...

    Nerede kaldı, dostların arasında nefes alıp verirken   paylaşmayı en öne koymak, her alışverişin her selamlaşmanın ardında ticari bir çıkar aramamak..Nerede kaldı  “ Ne  kalır benden sonraya” diye sora sora doğru ve iyi insan olmaya çalışmak ve hayatın insan taraflarını  da hiç ama hiç unutmamak....

    Murat Örem....Ankara....1998

4 yorum:

  1. Gerçekten nerede kaldı dedirttin bana kaç kere. Bu kadar mı güzel hatırlatılır geçmiş güzellikler. Çok teşekkür ederim. Eline yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmancım;

      böyle bambaşka, kıymetli senin gibi okurlara gönülden sevgim saygım ve selamımla dosum....

      murat....

      Sil
  2. O güzel adetler de çocukluğumuzla geçti gitti birader. Özlemiyor muyuz? Çok özlüyoruz. Yaşatabiliyor muyuz. Malesef hayır. 😞
    Yine eski günlere gönderen bu yazın için yüzlerce teşekkürler dostum. Varol, sağol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. namıkçım, sevgili dostum

      her yorumuna hemen cevap veremesem de hepsinin gönlümde ayrı bir yeri olduğunu biliyorsundur ama ben de bu vesileyle tekrarlamış olayım biraderim...

      murat...

      Sil